Haşere kontrol uzmanları bir süredir aynı şeyden yakınıyordu: Zehri koyuyorlar ama bazı bölgelerde fareler bir türlü azalmıyor. Rutgers Üniversitesindeki araştırmacılar da bu sorunun cevabını farelerin genlerinde aradı.
Ekip, New York ve Washington DC dahil Kuzeydoğu ABD’den toplanan 147 ev faresinin ve 143 kahverengi sıçanın (lağım faresinin) DNA’sını inceledi. Odak noktası, Vkorc1 adlı bir gen. Bu gendeki mutasyonların, ABD’de en yaygın kullanılan kemirgen zehirlerine, yani kanın pıhtılaşmasını engelleyen kan sulandırıcılara karşı direnç sağladığı biliniyor.
Sonuç: Ev farelerinin yaklaşık yüzde 70’i, bu zehirlerden sağ çıkmalarına yardım ettiği bilinen mutasyonları taşıyor. Sıçanların da yaklaşık yüzde 35’inde aynı gende mutasyonlar var; ancak bunların çoğunun sıçanları gerçekten dayanıklı yapıp yapmadığı henüz bilinmiyor. Ev farelerinde ise çalışmanın baş yazarı Jin-Jia Yu’ya göre direnç, çoğu kişinin fark ettiğinden çok daha yaygın.
Burada gördüğümüz şey, doğal seçilimin en net örneklerinden biri. Zehir, duyarlı fareleri öldürüyor; dirençli mutasyonu taşıyanlar ise hayatta kalıp ürüyor ve bu mutasyonu yavrularına aktarıyor. Aynı zehir nesiller boyunca kullanıldıkça dirençli farelerin oranı artıyor. Yani zehri ne kadar çok kullanırsak, dirençli fareleri o kadar çok seçmiş oluyoruz.
Bu sadece bir baş belası meselesi değil; kemirgenler şehirlerde ciddi bir halk sağlığı sorunu. Çalışmanın ortak yazarı Changlu Wang’a göre direnç yaygınlaştıkça, hem insan sağlığını hem de çevreyi koruyan bilim temelli yöntemler daha da önem kazanıyor. Fareler evrimleştikçe, onlarla mücadele yöntemlerimizin de evrimleşmesi gerekiyor.
Çeviren: Can Yılmaz · Editör: Damla Şahin Uçar
Evrim Ağacı




